Header Ads

Güncel Haber
recent

ABD GÜLEN'İN İADESİNDE İPE UN SERİYOR


TSK içinde yuvalamış ve dışarıdan emir alan bir yapı 15 Temmuz akşamı bir kalkışma başlattı. Türk tarihinin tanık olduğu bu en vahşi darbe girişimi, devlet-millet-siyaset işbirliği ile bastırıldı. TSK’nın vatansever komutan ve askerlerinden sokaktaki vatandaşa; TBMM’de bombalar altında direnen siyasilerden emniyet teşkilatına kadar tüm ülke tek vücut oldu ve bu hain kalkışmayı başarısızlığa uğrattı. Bu, Türk demokrasisi açısından tarihi bir dönüm noktası oldu.

Kalkışmanın henüz ilk saatlerinden itibaren, bu vahşi kalkışmanın, onlarca yıldır ordu içerisinde yuvalanan FETÖ/PDY mensuplarınca gerçekleştirildiği ve talimatın da ABD’de yaşayan örgüt lideri Fetullah Gülen tarafından verildiği yönünde bir görüş birliği oluştu. İlerleyen günlerde yapılan operasyonlar, yürütülen soruşturmalar ve ortaya çıkan sanık ifadeleri de bu kanaatin doğruluğunu ispatlar nitelikte oldu.

Türkiye Cumhuriyeti, daha önce de iade talebinde bulunduğu ABD’de yaşayan örgüt lideri için, süratle yeni dosyalar hazırlayarak ABD’ye iletti ve yeniden iade talebinde bulundu. Bu taleple birlikte de ABD’nin tangosu başladı.

Dost ve müttefik ülke ABD bizden “kanıt” istedi. Dalga geçercesine “yardıma hazırız” diye eklemeyi de unutmadı. Gönderilen dosyaları ve iade taleplerini yok saymış olmalılar ki, bir ekip göndererek birlikte çalışmayı önerdiler.

Başkan Obama’da tıpkı Dışişleri Bakanı Kerry gibi “kanıt” isterken "Gülen'in iadesiyle ilgili süreç hukuka uygun şekilde ilerleyecek; karar verici ben değilim" dedi.

Darbe girişiminde önceden haberdar olup olmadıkları sorusuna kaçamak cevaplar veren CIA Başkanı Brennan ise "Son birkaç yıldır Türkiye'de siyaset sahnesinde önemli şeyler yaşanıyor. Erdoğan gün geçtikçe gücünü konsolide ediyor ve otoriterleşiyor. Darbe girişimi sonrası Türkiye'de gerilmeler yaşanacak." ifadelerini kullandı.

Tango sadece resmi makamların “kanıt” talepleri, “yardım” teklifleri veya sorulara verdikleri kaçamak cevaplar ile sınırlı değil. Amerikan kamuoyunda bu için arkasında barışçıl(!) GÜLEN’in değil, gittikçe otoriterleşen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olabileceği propagandası yapılıyor. Resmi makamlar, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler ve medya eliyle yürütülen bu kara propaganda görüldüğü kadarıyla da işe yarıyor.

Ortaya çıkan tablo ABD’nin ipe un serdiğini ve hala kendisi için kullanışlı olabileceğini düşündüğü Gülen’i Türkiye’ye vermek niyetinde olmadığını gösteriyor. Zaten Gülen’i Türkiye’ye vermek, Türkiye ve bölgede onlarca yıldır kurguladığı oyunlardan tamamen vazgeçmek; Gülen’in vereceği ifadelerle ABD’nin ve diğer uluslararası güçlerin oynana oyunlardaki rolün ortaya çıkmasına razı olmak anlamına gelir ki bunu beklemek hayalcilik olur sanırım.

Türkiye Gülen’in iade edilmesi ve yargı önüne çıkarılmasına alternatif planlar yapmalıdır. Daha da önemlisi, hiçte dostane olmayan bu tutumunda ısrar etmesi muhtemel olan ABD ile ilişkilerde, daha kötü senaryolara hazır olmalıdır. Fırtınanın kasırgaya dönüşme ihtimali oldukça yüksek görünüyor.

Çağlar Erbek
Blogger tarafından desteklenmektedir.